Perşembe , Aralık 14 2017
Home / Anne Kafe / @dreamymum / İLK  PSİKİYATR RANDEVUSU

İLK  PSİKİYATR RANDEVUSU

Bir önceki yazımda arkadaşımın tavsiyesi ile ilk psikiyatr randevumuzu aldığımızı belirtmiştim. Doktorumuz otizm alanında ünlü bir doktor olduğu için randevu almak zordu. Randevu gününü beklediğimiz süreçte oğlumu daha iyi gözlemlemeye çalıştım. Kasım ayında ilk randevumuza gittiğim günün gecesinde epey sıkıntılıydım. Okuduklarım beni korkutuyordu, doktorun ne söyleyeceği de tedirgin ediyordu. Bu ilk doktor randevusu oğlumla sonraki ilişkimizi şekillendiren, onunla nasıl ilgilenmemiz gerektiğine dair önemli şeyler öğrendiğim bir gün oldu. Umarım bu konuda yardıma ihtiyaç duyan ailelere de faydası olur.

Randevuya gittiğimizde bizi aynalı bir odaya aldılar. Doktorumuz bir doktor heyetiyle beraber aynanın arkasından bizi ve oğlumuzu gözlemledi. Ayna arkasından bize verdikleri komutlara göre hareket ediyorduk. Önce evdeki gibi serbest oynayın dediler. Oğlum hemen bir oyuncak araba bulup onunla oynamaya başladı. Sonra geometrik şekilleri kutuya yerleştirmesini istediler. Bunu da yaptı ama oğlumun aklı hep arabadaydı onunla oynamak istiyordu. Diğer komutlarda da biz onu kitaba ya da oyuncağa yönlendirmeye çalışsak da o arabayla oynamak istiyordu. Sonra doktor yanımıza geldi. Bize onunla nasıl oynamamız gerektiği konusunda uyardı.

-Onun arabaya ilgisi var ama siz ısrarla ilgisini başka şeylere çekmeye çalışıyorsunuz. Bunun yerine araba ile daha güzel oyun kurmasını sağlayın dedi. Örneğin, oğlum araba ile oynamayı çok seviyordu ama bunu basit bir şekilde sadece arabayı sürerek yapıyordu. Bunun yerine, araba ile park etmesini, benzin almasını, farklı şeyler yaparak oyunu çeşitlendirmesini sağlayın dedi. Yine, oğlum kalemi güzel tutuyordu. Hatta doktorun ifadesi ile o yaşta gördüğü en güzel kalem tutan çocuktu. Fakat, kalemle rastgele çizmek yerine, ona bir çiçek, basit başka şeyler çizerek, ya da onun çizdikleri üzerinden onunla konuşarak, “bu evin penceresi, bu kapısı” onun oyununa katılmak ve bu şekilde onu geliştirmek gerekiyor. Çocuğun ilgisi üzerinden onunla konuştuğumuzda ona yaklaşmak çok daha kolay oluyor. O gün oğlum doktora başta tepki verirken, doktor onunla berbaer birşeyler çizip konuşmaya başlayınca ona yaklaştı.

-Onun özellikle sosyal tarafının gelişmesi için evcilik, doktorculuk gibi oyunlar oynayın dedi. Evcilik oyunu hem kız çocuklar hem erkek çocuklar için onların hayal dünyasını geliştiren önemli bir oyun. Oyuncak bardaklarla çay içmek, yemek yapmak, bebeği uyutmak hem hayal dünyalarını geliştiriyor, hem empatilerini artırıyor. O günden sonra evcilik oynamaya başladık hemen.

-Doktorumuzun bütün tavsiyelerinin özünde önemli bir uyarı vardı: hangi oyunu oynarsanız oynayın, çocuğunuzla ne yaparsanız yapın muhakkak konuşarak yapın. Herşeyi ona anlatın. Araba oynarken siz “arabanın benzini bitmiş, hadi benzin alalım”, “eve geldik, arabayı şuraya park edelim”,  ya da evcilik oynarken “bebeğimizin uykusu gelmiş, sütünü içirip yatıralım” gibi en basit şeyleri bile anlatarak oynamak önemli. Konuşmak çocukların olayları isimlendirmelerine yardım ediyor, zihinlerini geliştiriyor. Ben çocuklarımla konuşmaya gayret ettiğimi düşünürdüm, ama doktorun konuşmaya, herşeyi anlatmaya yönelik tavsiyesinden sonra, oğluma herşeyi anlatmaya başladım. Öyle ki onunlayken konuşmaktan ağız kaslarım ağrıyordu. Bu başta bir monologtu ama yaklaşık bir sene sonra oğlum artık çok güzel cevap veriyor, şimdi bir diyaloğa dönüştü konuşmalarımız.

-Bu konuşmalar sadece oyun sırasında kalmamalı, hayatın her alanına yaymak gerekiyor. Günlük işlerimize de onu dahil ederek, örneğin bulaşık makinesini boşaltırken onu da dahil ederek, yemek yerken ona ne yaptığımızı anlatarak, kıyafetlerini değiştirirken, hatta su verirken bile “susadın mı al sana şu” diyerek, en basit eylemleri bile ona anlatarak hem onunla diyalog kurmuş hem de hayatı anlamlandırmasına yardımcı olmuş oluyoruz.

-Bir diğer önemli tavsiyesi ise onu hiç yalnız bırakmamamız gerektiği, muhakkak birimizin onun yanında olup onunla oynaması idi. Oğlum lego gibi mekanik oyunlarda gayet iyi idi. Fakat doktorumuz, mekanik becerilerin ikinci planda olduğunu, onu sosyal olarak geliştirmek gerekgini ifade etti. Bunun için de oynadığı oyunlar sırasında onunla konuşmak, karşılıklı oynamayı ona öğretmek, onun diyaloğa geçmesini sağlamak gerekti. Aksi durumda, oğlum tek basın oynamayı tercih ediyor, diğer çocuklara yaklaşmıyordu, bu durum devam edecekti.

-Doktorumuz, oğlumun göz temasının azlığı, ismine cevap vermemesi, fazla gülümsememesi (çocuklarda gülümsemek sosyal bir davranıştır dedi  ve bizim güleyüzlü anne-baba  olmamızın oğlumuz için avantaj olduğunu söyledi), kendi başına oynamaya meyilli olması ve bazı eşya ve oyuncaklara takıntı derecesinde bağımlılığı gibi durumları göz önüne alarak oğlumun otizm spektrumu içinde olduğunu söyledi. Fakat, küçük yaşlardaki çocuklara kesin tanı koymanın zor olduğunu, bunun zamanla netleşeceğini de ekledi. Otizm spektrumum çok geniş olduğunu, bazı çocuklarda zeka geriliği şeklinde görülürken, bazı çocukların aşırı zeki olabileceğini söyledi. Otist çocukların bazı ortak özellikleri sosyal becerilerinin eksikliği, iletişim kurmada zorlanmaları, kendi başlarına oynamaya meyilli olmaları, değişime, yüksek seslere tepkili olmaları.

-Sosyal ortamlarda bulunmak çok önemli böyle çocuklar için, aslında bütün çocuklar için. Arkadaş ortamlarında bulunmaları,  varsa kardeşleriyle, kuzenleriyle oynamaları onları sosyal olarak geliştiriyor. Oğlumun bir ablası vardı ve onu çok seviyordu. Bu avantajdı. Doktor, bununla beraber hemen bir kreşe başlamasının iyi olacağını söyledi. Hemen iyi bir kreş bulup başladık. Başta kreşe çok tepki gösterdi. Uzun süre orda da tek başına ,belli oyuncaklarla (tamir setinin yanından ayrılmıyordu) oynadı. Doktorun tavsiyesiyle öğretmeniyle konuşarak oğlumu hiç yalnız bırakmaması, tek başına kalmasını önlemesini, hangi etkinliği yapıyorsa yanına çekmesini rica ettim. Bu sayede yavaş yavaş gruba katıldı. Başlarda gruptaki arkadaşlarına biraz katılıyor, sonra yine ayrılıyordu. Konuşamadığı için onlarla ilişkisi de oldukça sınırlıydı. Ama zamanla gruba uyumu, kullandığı kelime sayısı arttı. Oğlum hala yeni ortamlara karşı tedirdin, ama geçmişle karşılaştırdığımızda doktorunun da öğretmenlerinin de ifadesiyle büyük bir değişim var olumlu yönde.

-Doktorumuz bize korkutmadan anlattı bunları. Bu durumun sebebinin bilinmediğini söyledi, genetik de çevresel de olabilir tartışmalı bir konu dedi, ve sizce neden diye her konu da bizim de fikrimizi sorarak devam etti. Farklı bir dile maruz kalmanın da etkili olabileceğini söyledi. Bize söylediği en önemli şey, küçük yaşta bunu farketmenin önemli bir avantaj olduğuydu. Onunla daha bilinçli bir şekilde ilgilenmenin ve oynamanın, hemen özel eğitime başlamanın  faydalı olacağıydı. O gün duygusal olarak zorlandığımız bir gündü. Çocuklarımızla ilgili korkularımız başka korkulardan daha zor. Ama o gün aynı zamanda bizi daha iyi bir aile yapan, korkularımıza rağmen umutla “oğlumuz daha iyi olacak, onu sevgimizle iyileştireceğiz” dediğimiz, yeni bir sürecin de başlangıcıydı. Böylece başladı özel eğitime başlama serüvenimiz.

Bir sonraki yazımda özel eğitime nasıl başladığımızı ve tecrübelerimizi anlatacağım.

Paylaş

About dreamymum

Check Also

Hangi marka/tür ahşap boyası kullanmalıyım?

Merhaba Sevgili Arkadaşlarım, Uzun uğraşılar sonucu elde ettiğim rafine bir bilgiyi paylaşmak için kapınızı çaldım. …

Bilsem Sınavı (3)

Merhaba Değerli Veliler, Bilsem’le ilgili yazı dizimize devam ediyoruz. Çok önemli bir mevzu ile daha karşınızdayız. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir